25 Nis

İnovasyon yaratıcı fikirleri işletmeye ya da topluma değer katacak biçimde ticari ya da sosyal faydaya dönüştürme başarısı olarak tanımlanabilir. Özellikle ticari inovasyonlara odaklanırsak (yani sosyal inovasyon olgusunu bir kenara bırakırsak) inovasyon bir işletmenin sürdürülebilir büyümesinin vazgeçilmez aracı konumundadır. Tüm işletmeler inovatif olmaya çabalarken bazıları bu alanda diğerlerinin önüne geçerek iş dünyasının parlayan yıldızları olurlar. Peki nedir inovatif işletmeleri birbirinden ayıran belli başlı özellikler? Scott Anthony  meslektaşları ile kaleme aldığı bir makalede bu soruya şu ana özellikleri sıralayarak yanıt veriyor (Scott   Anthony, Paul Cobban, Rahul Nair, Natalie Painchaud. “Breaking Down the Barriers to Innovation” Harvard Business Review,  November–December, 2019):

  • Her zaman işleri daha iyi yapmanın bir yolunun olduğuna inanmak
  • Müşterilerin belirttikleri ya da belirtmedikleri ihtiyaçlarına ve arzularına odaklanmak
  • Şirketin içinde ve dışında yoğun biçimde işbirliği yapmak
  • Başarı için denemeler yapmanın, hızlı yinelemeler ve sık hata yapmanın gerektiğine inanmak.
  • Mantıklı riskler almak, fikirlerini açıkça söylemek için ve gerekli kaynakları armaları için çalışanlarını teşvik edip yetkilendirmek.

İnovatif şirketlerin ana özellikleri içinde ikincisi konumuz bakımından önemli. Müşterilerin belirttikleri ihtiyaçlar ürün ya da hizmet inovasyonları açısından kritik bir girdi. Birçok işletme müşterinin sesini ürün ya da hizmet geliştirme sürecine katmak için araştırma şirketleri ile birlikte çalışıyor. Veriden bilgiye giden süreci anket vb. veri toplama araçlarını kullanarak yöneten piyasa araştırma şirketleri pazar payını büyütmek isteyen şirketler için vazgeçilmez birer ortak konumundalar. Ancak belki de en yaratıcı ve etkili inovasyonlar müşterilerin belirtmedikleri ihtiyaçlarına odaklanarak elde edilen bilgiye dayalı olarak ortaya çıkanlar. Örneğin Henry Ford’un “onlara ne istediklerini sorsaydım insanlar bana daha hızlı atlar yanıtı verirlerdi” dediği rivayet edilir. Bu nedenle müşterilerinin arzularını anlamaya çalışan bir işletmenin “istediğiniz şey ne” sorusunun ötesine geçip tüketicilerin “neyi neden ve nasıl yaptıklarını” anlamaya odaklanması gerekmektedir. Dolayısıyla sadece “büyük veri (big data)” yeterli olmayacağı için inovatif olmayı hedefleyen işletmelerin “yoğun veriyi (thick data)” çekip çıkaracak, analiz edecek partnerlerle çalışması gerekecek.

Büyük veri çağında, belki de küçük veriyi daha derin analiz edebilecek yetenekler geliştirmek inovatif şirketlerle çalışmak isteyen pazar araştırma şirketlerinin hizmet inovasyonu olacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir